Ferik İbrahim Paşa

| Aysun Öncül

Resim, henüz sadece saraya sunulmak için yapılıyordu. Hatta “….kulunuz” şeklinde imzalanıyordu eserler. İlk kez “Askeri” Okullarda verilmiş resim dersi. Onun da nedeni, mühendisler çizimlerini geliştirsinler diye; Müendishane-i Berri Humayun’da.

Yıl 1793. Bu tarih önemli. Fransız Devrimi ve Büyük Eylül Katliamının yaşandığı zamanlar. Fransa Kralı XVI. Louis ve Kraliçe Marie Antoinette’in giyotinle idam edildiği yıl. Ülkede her şey yolunda gidiyor gibi Paris’te Louvre Müzesi açıldı aynı yıl.

1793 yılında Osmanlı’da da hareketli yıllardı. Nizam-ı Cedid ordusunun kurulması da bu döneme rastlar örneğin. Yani burada böyle birkaç satıra sığamayacak kadar çok değişim, gelişim, karışıklık söz konusu.

Olaylar bu kadar çokken ve bu çok hareketli yaşam neredeyse tüm dünyada hâkimken, bakın bizim ressamlarımız neler yapıyorlarmış.

Sanat tarihimizde ilk Türk ressamı olarak bilinen Ferik İbrahim Paşa, Nizam-ı Cedid yüzbaşılarından Konyalı Kulaksız Mustafa Paşa’nın oğludur. 1835 yılında Mühendishane-i Berri-i Hümayun’u bitirerek Avrupa’ya giden 10 öğrenciden 2’si resim öğrenimi için gönderilmiştir. Bunlardan birisi de Ferik İbrahim Paşa’dır.  Gerçi diğeri de İbrahim’dir; Mülazim Sani İbrahim Efendi’dir.

Sultan Abdülmecid zamanında yurda döndüğü, padişaha resim dersi verdiği ve bir portresini yaptığı bilinmektedir. Klasik eğitim almış bir sanatçı olmasına rağmen oldukça realist resimler yaptığı bilinir. Bununla ilgili bir küçük hikâye de vardır. Küçük dediğime bakmayın aslında sanatçının sürgün edilmesine kadar varmış trajikomik bir hikâye. Sultan Abdülmecit’in yüzündeki çiçek hastalığından kalma bütün izleri tek tek en ince ayrıntısına kadar portresinde resmetmesi onun mükâfat yerine ceza almasına sebep olmuş, Bursa’ya sürgün edilmiş.

Ferik İbrahim’in resimlerinde dünyadaki yaşananların tersine bir dinginlik var gibi gelir bana, “Oh be… Her şey ne kadar da şahane.” derim. Size de öyle gelmedi mi?

1891 yılında doğduğu yerde, Üsküdar’da hayata gözlerini yuman sanatçı Üsküdar Özbekler Dergâhı’nda yatıyor.

Bilinen ilk Türk ressamımızı ziyaret etmek isterseniz Üsküdar daha pek çok ressamımızın hem doğduğu hem de öldüğü yer olarak sizi bekler.

 

* Görsel: Wikipedia